Reklamı Geç
Advert

Bakanlıklar kalıcı makamlar değildir

Kabine revizyonunu, bazı mesleklerde performans düşüşü, toplumla olan ilişkilerde sıkıntı olabileceğini örnekleyerek açıklayan Erdoğan, revizyon öncesi 4 bakanı da aradığını ve söyledikleriyle kendisini duygulandırdıklarını kaydetti
26 Ocak 2013 Cumartesi 14:19

Bakanlıklar kalıcı makamlar değildir
Bu içerik 1472 kez okundu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 24 TV’de dün gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı. Kabinede önceki gün 4 bakanın değiştirilmesiyle ilgili “Kabineler göreve başladığından sonra ilanihaye görev yapar diye bir kayıt yok” diyen Erdoğan, revizyon öncesi 4 bakanı da aradığını ve söyledikleriyle kendisini duygulandırdıklarını kaydetti.
Erdoğan, “Süreç içerisinde gerçekten zaman zaman bir meslekte bakıyorsunuz zayıflama oluyor, bir performans düşüşü oluyor. Zaman zaman bakıyorsunuz toplumla olan ilişkilerde bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Tabii bizim de gerçekten sorumluluk mevkisinde olan bir başbakan olarak, kabinede eğer değişimi gerektiren bir şeyi yakalıyorsanız, sevk-i idareci olarak da bunu yapmak zorundasınız. Bu hiçbir zaman arkadaşlarımdan farklı noktada, Allah göstermesin, olumsuz yaklaşım tarzı olarak değerlendirilmemeli. Onlar ellerinden gelen bütün gayreti ortaya koydular” diye konuştu.

‘Hassasiyetlerini biliyoruz’
Recep Akdağ’ın kabinede en uzun görev yapan 5 bakandan biri olduğunu belirten Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığı’nda da 4+4+4 sistemi nedeniyle yeni bir sürecin içinde olduklarını dile getirerek, eski bakan Ömer Dinçer’in kamuoyunda sıkça eleştirildiği eş durumundan öğretmen atamalarını anımsattı. Erdoğan, “Kod olarak 444 dediğimiz süreci hakikaten çok farklı bir yapıyla birlikte, bir de ülkemizde özellikle eş durumundan öğretmenler meselesinde beklentiler var. Beklentiler noktasında bunu süratle aşmamız gerekir. Eğitim Komisyonu Başkanı olan Nabi Bey’in de bu konulardaki hassasiyetlerini biliyoruz. Bu adımları bir değişiklikle atıyoruz” dedi.  Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndaki değişiklik için de bu bakanlıkta bazı durumlar ve alınması gereken mesafeler olduğunu belirten Erdoğan, kültür ve turizmi birleştirerek 13 milyonluk turizmi 2012’de patlatarak 32 milyona yükselttiklerini kaydetti.

‘Evliliğe vesile olabilir’
Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in bekâr olduğu anımsatılarak yöneltilen, “İlk defa bekâr bir bakanınız oldu. Sizin evliliğe verdiğiniz önemi biliyoruz” ifadeleriyle yöneltilen soruya, “Bu ona vesile olabilir, inşallah” yanıtını verdi. İçişleri Bakanı’nın da süreç içerisinde elinden gelen gayreti gösterdiğine işaret eden Erdoğan, revizyonu sınırlı tutmasının anımsatılması ve seçilen bakanlıkların bu bakanlıklarda politika değişikliği olacağı anlamına gelip gelmediği sorusuna karşılık, şunları kaydetti:  “Şimdi politika değişimi derken hız kazandırmak için tabii ki bu arkadaşlarla daha farklı bir süreci başlatacağız. Yani buralardaki kaptanlarla, pilotlarla daha farklı bir ortaya performans koymamız lazım. Bazı değişimleri yapmamız şart. Bu değişimlerde özellikle bakıyorsunuz bazı bürokratlar sizi engelliyor, tıkıyor. Eğer o bürokratik oligarşiyi siyasetçi olarak aşamazsanız orada kalıyorsunuz. Burada bu tür bazı şeyler var. Şimdi ben mesela Marmaray’da 3 sene, belki daha da fazla gecikmeliyiz. Niye ben bu kadar gecikeyim? Bu önemli bir yatırım. Bugüne kadar bu bitecekti.  Ama çok basit bir yerde bakıyorsunuz bürokrasi sizin önünüzü tıkıyor.  Bakıyorsunuz bazıları ideolojik yaklaşıyorlar..”
Taksim Kışlası için verilen kurul kararını da anımsatan Erdoğan, “Nasıl reddedersin? Böyle şey olur mu?  Bu Rus mimarisiymiş şöyleymiş, böyleymiş ya ne olursa olsun. İstiklal Caddesi Barok mimarisinden geçilmiyor. Ne yapacağız yani İstiklal Caddesini kaldıracak mıyız. Hayır o öyle güzel” dedi. 

 

Kesinti yok tüm riskleri alıyoruz
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, açıklamalarına özetle şöyle devam etti:
SÜREÇ SÜRÜYOR: (‘Süreç askıya mı alındı, İmralı’ya ikinci kez gidilecek mi?’ sorusu üzerine) Olaya Kürt meselesi demeyeyim, terör sorunu diyeyim. Kürt sorunu demek bizi ayrımcılığa götürür, bu artık sadece terör sorunu. Şu anda bir çözüm sürecinin içindeyiz. Bizler her türlü enstrümanı kullanmaya hazırız. Bu süreçte en ufak bir kesinti düşünmüyoruz. Anamuhalefetin ‘biz çözmek istiyoruz ama iktidar yaklaşmıyor’ sözleri dürüstçe değil.
BDP’LİLERLE TELEFONDA GÖRÜŞMÜŞ: Bazı BDP’li arkadaşlar beni arıyorlar, telefonda konuşuyoruz. Diyorum ki ‘samimiyetimden endişeniz varsa bu beni üzer’ Diyorlar ki ‘yok, size inanıyoruz.’ Diyorum ki ‘Eğer inanıyorsanız açıklamaları bu kadar köşeli, sert yapmayın. Yaparsanız altında kalamam. Ben ormanı siz bir ağacı kurtarmaya çalışıyorsunuz. (Ahmet Türk’ü eleştirerek) Diyarbakır’daki konuşmanın başı güzel. Sonrasında ‘Başbakan Kürt kardeşlerimi bombalıyor’ diyor. Ben Kürt kardeşlerimi nasıl bombalarım? Biz teröristi bombalıyoruz.
YURTDIŞINA ÇIKIŞTA GÜVENLİK GARANTİSİ: Silahların bırakılması demek operasyonların bitmesi demektir. Diyorlar ki ‘farklı ülkeye gidilse güvenlik noktasında teminat verilir mi?’ Evet diyorum, buna hazırız elimizden geleni sonuna kadar yaparım. Bundan önce bu tür yanlışlar yapılmış olabilir ama biz bu konuda taahhüdümüzü veririz ve arkasında dururuz. Yeter ki silahlar bırakılsın, gömülsün ve bu ülkede refah, huzur o bölgede de hakim olsun. Biz öldürmeye değil yaşatmaya memuruz. Bunu yapmak için de elimizden geleni yapmaya varız. Göreve geldiğimizden bu yana verdiğimiz söz neyse bunu yaptık.
“TÜRK GİTMEYECEK” MESAJI: (İmralı’ya Ahmet Türk’ün de içinde olduğu heyetin gidip gitmeyeceği ile ilgili olarak) Şu tarihte bir heyet gidecek diye belirlenmiş bir şey yok. Belli bir süre söz konusu değil. Bu konuda bizler istişaremizi yapıyoruz. Ne zaman gidilmesi gerekirse gerek MİT gerek Adalet Bakanlığı karara bağlayarak gitmesi uygundur veya değildir diyor. Bu bir süreç. Psikolojik, sosyolojik olarak da biz nabzı tutmak durumundayız. Gidip ordan farklı olarak tahrikle dönüyorsa aynı yola bu şekilde devam edemeyiz. (O cümle yüzünden Türk gidemiyor mu? sorusu üzerine) O cümleden dolayı gidemiyorsa başkası anlaması lazım. Ben nasıl dikkat ediyorsam sen de dikkat edeceksin. O takımı sadece o mu temsil ediyor, başkaları yok mu, onun yerine o gider.
İMRALI GÖRÜŞMELERİ OLUMLU: (İmralı tv izliyor. Sürece katkısı nasıl? sorusu üzerine): Ben Adalet Bakanıma oraya da bir TV koyun talimatını daha önce vermiştim. Konulmadığını öğrenince niye geciktirdiniz dedim. Radyo dinleyeceğine televizyon izlesin dedim. Dışarıda konuşulan şu. Hücre, hücre, hücre. Hücre diye bir şey yok. Yatak var. 40 metrekarelik avluda voltasını gidip atabiliyor. Jimnastiğini her şeyini yapabiliyor. Adalet Bakanı’yla konuşacağım. Kaç gün jimnastik yapıyor, avlu olayı falan. Yavru muhalefeti falan rahatsız edebilir. Kucaklaşma diyor, benzetmeler yapabiliyor. Çirkin, çirkin. Akla hayale gelmez şeyler, falan.
RİSKİ ALIYORUM: Sayın Bahçeli bu ülkenin huzuruna destek değil. Maalesef huzursuzluğuna destek oluyor. Biz burada risk aldığımızın farkındayız. Ben ülkemin refahı için, mutluluğu için bu riski almaya şahsım ve partimiz hazırız. Bunu alacağız.
SAKİNE CANSIZ’I İSTEDİK: Paris’te öldürülenlerden bir numara (Sakine Cansız’ı kastediyor) daha önce bunu Almanya’dan iadesini istedik, vermediler. Almanya’da mezhebi noktada da Türkiye’yi bölmeye gayret eden bir yapılanma var.  Şubat ayında ziyaretleri var. Bunları tekrar kendileriyle konuşacağız.

 



Bölgeye gidecek subay kalmadı
TUTUKLU ASKERLERE YASA: Medya haksız yere TSK’ya saldırıyor. Cezaevindeki askerlere yönelik olarak, elinde terör örgütü kurduğuna dair kanıt varsa gerekeni yap ama yoksa ona göre tutum takın. Yüzlerce subayı ve Genelkurmay Başkanı’nı öyle değerlendirirsen silahlı kuvvetlerin moral değerlerini alt üst eder. Terörle nasıl mücadele edecek bu insanlar. İçeride mamayla beslenenler var. İstiyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanı’na bırakmadan yasayla çözelim. Hapishanede ciddi manada cefayı çekiyor. Morallerine darbe vurursak bu süreçte (terörle mücadele) darbe yeriz. Komuta kademesinde oralara gönderecek subayımız kalmadı bu olmaz. Yasayla bunu düzeltmeye çalışacağız. Yargıyı yargılama gayreti içinde değilim. Yanlış adımın dikkatle ele alınmasının gereğine inanıyorum.

 

Şanghay Beşlisi AB’den güçlü
AB BİZİ UNUTMAK İSTİYOR: (Türkiye AB sürecini unuttu mu? sorusu üzerine) Bizim aslında AB sürecini unutmak, kaybetmek diye bir şey söz konusu değil. AB bizi unutmak istiyor ama çekiniyor unutamıyor. Halbuki bir açıklasa biz rahatlayacağız. Oyalayacağına bizi, açıklasın biz de işimize bakalım. Oturup konuşuyorsunuz bize kalkıp da hakikaten ikna edici bir şey söyleyemiyorlar. Kurumlarsa, biz AB’ye uygun kurumlarımızı şu anda olgunlaştırmış durumdayız.
Şimdi tabii bu böyle olumsuz bir şekilde gidince siz de ister istemez 75 milyonun bir başbakanı olarak başka arayışlar içeresine de giriyorsunuz. Onun için geçenlerde Sayın Putin’e onu söyledim, ‘bizi Şanghay Beşlisi içine alın AB’yi unutalım’ dedim. Alın bizi Şanghay Beşlisi içine biz de AB’ye ‘allahaısmarladık’ diyelim, ayrılalım oradan. Bu kadar oyalamanın ne anlamı var? (İkisi birbirine alter-natif mi? sorusu üzerine) Şanghay Beşlisi daha iyi, çok daha güçlü.
 



Kaynak: http://siyaset.milliyet.com.tr/bakanliklar-kalici-makamlar-degildir/siyaset/siyasetdetay/26.01.2013/1660570/default.htm



Etiketler: Almanya , Türkiye , TSK , Diyarbakır , Paris , Recep Tayyip Erdoğan , BDP , Taksim , Genelkurmay , medya , Adalet Bakanlığı , Ahmet Türk , bürokrasi , Milli Eğitim Bakanlığı , Kültür ve Turizm Bakanlığı , Recep Akdağ , Adalet Bakanı , Marmaray , terör örgütü , Kürt sorunu , İmralı , Ömer Dinçer , terör , Performans , Kültür ve Turizm Bakanı , 2012 , olabilir , insanlar , olursa , Başkası , Ömer Çelik , geçenlerde , halbuki , sadece , Barok

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Elektrikli Tır: Tesla Semi ile tanışın!
Elektrikli Tır: Tesla Semi ile tanışın!
Diyabet İçin Kontrol Kadar Eğitimde Şart!
Diyabet İçin Kontrol Kadar Eğitimde Şart!